

Efendim bugün size Nasrettin Hocanın pek bilinmeyen pek çoğunuzun ilk kez duyacağı
bir fıkrasını aktarmak istiyorum..
''Hoca komşusundan bir gün kazanını ödünç ister. İade ederken de hem teşekkür eder,
hem içine minik bir kazan koyar. Komşusu merakla bu minik kazanı sorunca da,
"Komşu, bizdeyken kazanın doğurdu" der. Komşusu bu işe pek sevinir.
Aradan epey zaman geçer, Hoca yine komşusundan kazanını ödünç ister.
Komşusu da sevinerek verir. Ama bu kez aradan günler, haftalar, hatta aylar geçer,
kazandan ve Hoca'dan ses çıkmaz. Nihayet bir gün komşusu konuyu açmaya karar verir,
"Hoca bizim kazan ne oldu?" diye sorar. Hoca da üzgün bir ifadeyle,
"Komşu çok zaman geçti aradan, senin kazan öldü. Sana nasıl söyleyeceğimi düşünüp
duruyordum" deyince sinirlenen komşusu,"Hocam ne diyorsunuz?
Hiç kazan ölür mü? Kazan canlı mı ki ölsün?"
Hoca,"Doğurduğunu kabul etmiştin, sesin çıkmamıştı,
şimdi ölünce neden feryat ediyorsun" der komşusuna.
Biz bunu biliyorduk dediğinizi duyar gibiyim ama bilmeyenlerin çok olduğu düşüncesindeyim.
Şayet biliniyor olsaydı tek ok atışıyla üç düşmanı öldüren yada İstanbul surlarından
çekirge gibi atlayarak geçen ; bir bakışıyla Bizans asilzadesini etkileyip yatağa atan
Fatihin fedaisi Kara Murat ı sessiz sedasız izlerken Muhteşem Yüzyıl dizisine bu kadar
tepki gösterilmezdi..
O sinema filmi idi o zamanki teknoloji ve bütçe ile bu kadar yapılabilirdi gibi farklı görüş
de akla gelebilir ;ancak TRT nin tek kanallı olduğu dizi film olgusunun yeni olduğu dönemde
Cihan Ünalın başrolünü oynadığı 4.Murat dizisinde şu sözleri dün gibi hatırlarım;
Padişah şarap kadehini kaldırırken İÇKİ YASAĞINI KALDIRIYORUM deyip içkisini içer,
kadehini masaya koyarken de İÇKİ YASAĞINI KOYUYORUM der.İnanmayan 4.Murat dizisini izlesin.
Ben yine hiç bilinmeyen yada az bilinen Nasrettin Hoca fıkrası aktarayım size;
Nasrettin Hoca birgün göle maya çalmaya gitmiş... Amacı bütün gölü yoğurda çevirmekmiş.
Bunu gören köylü: "Ya hoca ne yapıyorsun göl maya tutar mı?" diye sorup çıkışmış..
Hoca gayet sakin ve alaylı bir şekilde cevap vermiş.. "Ya tatarsa?"
Sözü uzatmayacağım Ağustos 1997 tarihinde açıkta ekmek satılmaması kararı alınmış ekmekler
poşete girmesi istenmişti.. O zamanki sağlık bakanımız poşet maliyetini reklam alarak
düşürülebileceğini söylemişti..Küçük ve orta halli fırın sahipleri poşet makinası derdine düşmüşler
pekçok sıkıntı çekmişlerdi. yıl 2011 ekmekler hala açıkta hatta pazar tezgahında..
2010 yılı temmuz ayında ise başka bir maya hikayesi yaşadık 33 milyon euroluk domuz gribi aşısı .
66 milyon TL lik maya ...Başbakanımız bile yaptırmamıştı o aşıyı...
Son olarak da sigara yasağı denetimi için fotoğraf makinası partikül ölçer gibi
araç ve ekipmana 15 milyonluk nakit transferi..YA TUTARSA
Alış veriş merkezleri hariç bir çok mekanda kapalı alanda sigara içildiği biliniyorken ,
geceleri sanayi bölgelerinde genizler yanarken YA TUTARSA mantığı ile illa partikül ölçermi alınmalı
Görünen köy kılavuz istermi ?
Fıkraya bağlamayacağım SGK'nın 10 Ocak 2011 tarihinde yayımladığı genelgeye göre diabet
hastaları bundan böyle şeker ölçüm çubuklarının bedelini kendileri ödeyecekler..
Ama şekerim sizde daha az kullanın bu çubukları piyasada keçi gribi söylentisi var ona aşı gerekebilir..
Sözü çok uzattım sanırım en iyisi ben size pek bilinmeyen Nasrettin Hoca fıkrası anlatayım..
Hoca birgün eşşeğine ters binmiş giderken....
Ee madem bunu da biliyorsunuz anlatmayacağım..
Sağlıcakla kalın...